21 Ağustos 2017 Pazartesi

türlü türlü yorgunluklarım var

dün, hafızamdan silmek istediğim günlerin arasındaydı.
hatırladıkça gitme isteği oluyordu,
bu semti, bu insanları, bu şehri geride bırakıp
uzaklaşmak.
ama sen varsın işte burada.
yapamıyorum.
gözlerim yine daldı uzağa,
her şey silindi gözümün önünden
dünü hatırladım.
tekrar yaşadım sanki o saatleri.

saat dokuz buçuktu, gökyüzünü izleyip oturuyordum evinin önünde.
sokağın kaldırımlarına tünemiş sigara içerken gördüm seni
köşeyi dönüp evine ilerlerken adımlarında gariplik sezdim.
gözlerin yerde,
ağlıyordun
adımların güçsüz gibiydi.
engel olamadan kendime hemen kalktım
yanına geldim.
beni görünce toparladın biraz kendini 
sonra kaldırıma oturdum, sende yanıma.
üstüm sigara kokuyordu,
hoşnut olmazsın diye biraz uzaktım sana
gözlerinin içine bakıyordum sen kaçırdıkça
anlatman için yalvarıyordu gözlerim
sonunda dayanamadın tekrar başladın ağlamaya
gözlerin kızarmıştı artık
elinin tersi ile gözlerini silip
sonra kollarını boynuma dolayıp
boynuma sokuyorsun kafanı
ben orayı tam anlamıyla anlatamam ama
bir anlığına her şey duruyor
duymuyorum seni
kalp atışım kulağıma doluyor
sonra kendime geliyorum
bende dokunuyorum sırtına ve beline
ağırdan sarılıyorum
canını yakarım diye dokunurken dikkat ediyorum, 
nefes alırken bile.
sonra kafanı kaldırıp bana bakıyorsun
'başkasını seviyormuş, ben karşısında onu sevdiğimden bahsedecekken o bana başkasını sevdiğini söyledi.'
yutkunuyorum.
ellerim yavaşça düşüyor aşağıya
dişlerimi sıkıyorum
dudaklarımı kemiriyorum
sonra sen, onu anlatmaya başlıyorsun.
'sevdiği varmış, beni sevmiyormuş. oysa ellerini tutarken bile incinir diye korkardım.'
gülüyorum
ben de öyle.
'tenim tenine değince tüylerim ürperirdi, kendime gelemezdim.'
ben de öyle.
'gözü bir yere dalardı ne düşünüyor diye merak ederdim, bak inanmayacaksın ama gözleri dolduğunda hıçkıra hıçkıra ağladığımı biliyorum.'
ben de öyle.
'o böyle bir gülerdi, ben de gülerdim divane gibi.'
ben de öyle.
'ona hissettiklerimi fark ediyordu, eminim. bunu bile bile bugün yanıma oturdu. tek tek anlattı sevdiğini. nasıl sevdiğinden, saçlarından, kirpiklerinden, gülüşünden bahsetti. kendimi zor tuttum biliyor musun? yanında ağlamamak için dişlerimi sıktım sürekli, sonra ayrıldım yanından. bilmiyorum kaç sokak gezdim bu halde. ama bildiğim tek şey, beni ağlatmaz dediğim adam, bugün çok ağlattı beni.'
cümlesini bitirince kalktı yanımdan evine girdi.
o eve girince sokağından çıktım ve bir tekele uğradım.
birkaç bira ve bir paket kent switch aldım.
oturdum evinin yakınına bir yere.
kuytuda ağladım.
ellerimi başıma vura vura
gözlerim acıyana kadar 
saç diplerimi çeke çeke ağladım.
o soğuk havada soğuk bira içime işlerken,
paketimi bitirmiştim.
ve sadece bir kez kullanmıştım kibriti.

14 Ağustos 2017 Pazartesi

cümlelerin ahengi

sabahtan beri bir lokma yememişim
yüzüm solgun
ellerim güçsüz
midem yarım paket sigara barındırıyor
ama durumundan memnun değil
ben de öyle
ellerim tütün kokuyor
üstüm rutubet
tuvalete giriyor
ve klozete yaklaşıp kusuyorum
bu biraz da olsa rahatlatıyor midemi
kalkıp perdeleri açıyorum
güneşin ışınları evi buluyor
ısınıyorum ağırdan
üstümdeki atlet ve şort,
bir haftalık
kıyafetlerimi değiştiriyorum
güzel bir elbise giyiyorum
ardından birbirine dolaşmış saçlarımı
tarıyorum özenle
sonra tutam tutam örüyorum
yüzüm biraz daha belirginleşiyor
göz altlarım da ki morluğu
makyaj malzemelerinin yardımı ile kapatıyorum
sonra yanaklarıma pembemsi allık sürüyorum,
kirpiklerime de rimel.
dudaklarıma da renkli bir ruj değdiriyorum,
ardından tırnaklarımı boyuyorum kırmızıya
aynadan kendime bakınca
hayata tutunuyor gibi görünüyorum
bacaklarıma jilet vuruyorum
temizliyorum hepten kendimi
sonra parfüm sıkıyorum
koku biraz güzel geliyor
ama ucuz parfüm, silinecek biliyorum
mutfağa ilerleyip bir tost yapıyorum kendime
midem bugün beni rahatsız etmesin diye
güzelce kahvaltı yapıyorum
ardından evden çıkmadan önce üstüme bir şal alıyorum
ayaklarıma topuklu ayakkabılarımı geçirip
apartmandan çıkıyorum
hava esiyor
çok değil ama biraz üşütüyor insanı
şalımı sarıyorum güzelce
ve telefonumdan buluşma yerini öğrenip varıyorum mekana
herkes birbiri ile sohbette
kahkahalar uçuşuyor havada
masa donatılmış
insanlar halinden memnun
beni görünce duruyorlar ve öpüyorlar
sarılmalar, hoş geldinler bitince bir sandalye çekip oturuyorum
halimi soruyorlar
çok şükür diyorum
bugün de yürüyorum yolumda
seni görüyorum her zamanki halinle
gözlerimiz buluşunca uzunca izliyorsun beni
bende göremediğim yüzüne hasretle bakıyorum
düşünüyorum
kendimi, seni, hayatı.
aynı her şey
sıkıntı da bu
uçan kuşlar,
rüzgarın sallandırdığı ağaçların dalları
uçuşan yapraklar
kaldırımdaki yapışık sakızlar
sokakta oynayan çocuklar
her şey yerli yerine
sen değilsin
sen olabildiğince dağınıksın bu aralar
fevrisin,
kendinde değilsin
yıpranmış gibisin bu aralar
gömleğinin düğmeleri iliklenmeyi bekliyor
ayakkabının bağcıyı bağlanmayı
yüreğin sevgiyi bekliyor
bakışların sadakat
yüreğin umut
aklın özgürlük
sen biraz yıpranmış gibisin
kulağından kulaklık eksik olmuyor
ellerin hep  sigara ve kalem tutuyor
parfüm sıkmıyorsun
gerek de yok zaten
kokun yeterince açıyor nefesimi
yıpranmış ve yorgunsun
bu seni sevilir kılıyor
herkes sana hayranlıkla bakarken
sen kapatmışsın kapılarını
kapının deliğinden bakıyorum sana
açmıyorsun
geri dönüyorum
sende o umutsuz hayatının
son demlerini
yalnız,
huysuz
ve halsiz geçiriyorsun.

9 Ağustos 2017 Çarşamba

solgun

yanlış yapıyorum
olabildiğince yanlış yoldayım
cümleler
kelimeler
harfler
beni yaralıyor
söylememem gereken şeyler söylüyorum
gitmem diyorum
gidebilirim
bilmiyorum
kafam dağınık bir şekilde oturuyorum
uykum var
gözlerimi açamıyorum
ama oturmak her şeyden daha iyi geliyor
balkon demiri çok kısa
ayaklarımı demire uzatıyorum
dışarıda çocuklar var
dokuz taş oynuyorlar
senin pencerene bakıyorum
perden açık yine
bilerek açıyorsun biliyorum
o yüzden gözümü ayırmıyorum
izliyorum bir süre saat on ikiyi beş geçince
yine geliyorsun
ışığın yanıyor
tek değilsin bu kez
biri var yanında
sarılıyorsun ona, öpüyorsun
sevgiye muhtaç gibi bakıyorsun ona
canımı acıtıyor
sonra beni görüyorsun
bu seni durdurmuyor
tersine
ilerliyorsun
göğüs kafesim beni bunaltıyor
nefes alamıyor gibi oluyorum
istesem kalkarım giderim bakmam
fakat
izliyorum gözümü kırpmadan
sen ise beni öptüğün gibi öpüyorsun onu
ilk saçlarından sonra boynundan ve sonra omzundan
sol omzundan.
saçlarını okşuyorsun
parmakların yanaklarında yuvarlak çiziyor
dudaklarında duruyor en son
ve onu öpüyorsun
yutkunuyorum
elimi yumruk yapmışım
tırnaklarım etimi kesiyor
belini kavrıyorsun sonra
ışığı kapatıyorsun
ve ben sabaha kadar
argın bir şekilde
gözümü odandan ayıramıyorum

6 Ağustos 2017 Pazar

ezinç

irkildim
uyanmışım meğer uykudan
kabustan ibaretmiş hepsi
ağlamışım uykumda
yastığımın üstü ve yanaklarım ıslanmış
çarşafım sıyrılmış 
yastığım yere düşmüş
bedenim soğumuş, tenim ürkek bir hal almış
odam dağılmış 

etrafı kolaçan ediyorum
çünkü sersem gibiyim
bir kabus görmüşüm
dudağımın kenarında uçuk denilen şey belirmiş
saçlarım elime yüzüme yapışmış terden
ve bacaklarım zayıf düşmüş

ayaklandım ve pencereye yaklaştım
camdan yansımama baktım bir süre
ardından mermere oturup bir sigara  yaktım
gördüğüm kabusu bir kenara itip
günlerce kafamı kurcalayan soruları düşündüm
işin içinden çıkamıyordum
gözlerim havada asılı kaldı
gökyüzü daha koyu bir hal aldı
binlerce yıldız vardı
muhtemelen ertesi sabah hava sıcak olacaktı

konudan konuya atlıyorum 
öyle değil mi?
nedeni biraz bıkmışlık,
her şeyden
rutin olan her şeyden,
sıradanlıktan bıkmış olmam
mutlu olmak
üzgün olmak
sürekli bir hengame
sürekli bir ulaşma çabası
neye ulaşacağız?
sonu yok
bir şeyleri elde etmeye çalışıyoruz
önce mutluluk
sonra zaman
ardından kaybediyoruz
hepsi boşa
yaşamak
yaşama dair olan her şey boşa
ölüm var
mezar taşı var
toprak var işin ucunda
yaşadığım ne varsa ölüme teslim ediyorum hepsini

2 Ağustos 2017 Çarşamba

beyhude yorulduk

dostumla beraber,
iş çıkışı parka uğramışız
en gölgelik olan yerde
sırtımızı ağaca vermiş, düşünüyoruz
sigara içiyorum ben
o kullanmıyor 
beni dinliyor genellikle
arada o konuşuyor ben dinliyorum
telefonumdan müzik açıyorum
yeni türkü'den olmasa mektubun dinliyoruz
bitmesine yakın dayanamıyor
sabahtan beri neşeli halinin sebebini söyleyiveriyor
seviyorum
güldüm uzağa bakarak
sonra dudaklarımı oynattım
ne güzel işte
evet, öyle.
ben ilk kez birisini böyle sevdim, 
ilk kez bu kadar uğraştım,
bu denli yoruldum.
ama gelse yanıma bir kez sarılsa
tüm yorgunluğumu atabilecek.
güldü ve yanındaki çimlere uzanıp begonyalar ile oynamaya başladı
sonra kafasını bana çevirdi
inanmayacaksın ama 
ömrümün sonuna kadar onu sevebilirim
niye inanmayayım yahu
aşk nedir bilmiyorum ama
sevgi bu sanırım
çok sevmek.
sigaram bitince bende uzandım çimlere ve gözlerimi kapattım
bende seviyorum
gözlerim kapalı veya açık olsun
gözümün önünden ayrılmayan çehresini ezberleyecek kadar
çok seviyorum

27 Temmuz 2017 Perşembe

gece soğuk ve ıssız

ay gidiyor diyorsun Ahmet ağabey,
bu gece seni dinliyorum
içimin ortasına yük oturmuş
kalk diyorum oradan
beni dinlemiyor ve oturmaya devam ediyor
umutsuzluk var yarımda
diğer yarım boşluk
kaldırımda oturmuşum yoldan geçenleri seyrediyorum
hava rüzgarlı ve keyifsiz
bir taraftan soğuğu hissetmenin tadını çıkartıyorum
bir taraftan da düşünüyorum
büyümüşüm mesela, on yedi yaşıma bitirmeye gidiyorum
çabuk büyümüşüm ama
söylemek istediğim çok şey var biliyor musun
yutkunuyorum
biramdan bir yudum daha alıyorum 
alkol içimi ısıtıyor bu soğuk havada
sorun şu ki 
söylemem gereken tonlarca şey var ama ben susuyorum
konuşursam yanan o olacak
ben o yansın istemiyorum
kendimi yakıyorum
çok konu var konuşulması gerekilen
ama ben ağzımı kilitlemiş oturuyorum
sen hiç anlatmak istediklerini bir bir ağladın mı ağabey?
ben çok ağlıyorum
belki de ağlamaya sığınıyorum ama engel olamıyorum
en sevdiğin insandan duymak istemediğin şeyler duyuyorsun
söyleyemiyorsun demiştim ya
dilimi kasıp kavuruyor yalanlar
konuşsam artık hiçbir şeye gerek kalmayacak
ama susuyorum
susmak çare değil
susmak dibe batmak gibi
ve ben artık bitişe yaklaştığımı düşünüyorum
belki ben gidince düşüncelerimin bir manası olur onlar için
belki de ben gidince her şey daha güzel olur
varlığım bir şey ifade etmiyor ise
kalmamın bir manası yok öyle değil mi ağabey?
bir şeyler söylesene
bak gecemi senin sesine adamışım
bir iki kelam et benimle
sen de susarsan ne anlamı kalır gecemin
ne anlamı kalır gecem deki son şiirin,

nazımdan bırakıyorum bu sefer
"bizim kalbimiz hep kırıktır çocuk,
ama biz yine de eksik etmeyiz sol cebimizden umudu"

sana iyi geceler,
ben sabaha sürünüyorum.

25 Temmuz 2017 Salı

tamamlanamadım

bir şeyler eksilir,
bir şeylerin peşinden

soğuk rüzgar sırtıma vurdukça üşümüşüm
karnımda büyük bir sancı var
terlemeye başlamışım
önümde kağıtlar var,
kimi dolu
kimi boş
kimi yırtık
kimi buruşuk
kimi kayıp.
kalemim de ortalarına fırlatılmış
düşünüyorum,
kendimi
küfrediyorum
ama bunu kağıda dökmek zor oluyor
deşarj oluyorum küfredince
bir bardak kahve, beş bardak çay içmişim düşünürken
çay çok içme diyor annem,
kansızlık yapıyormuş
mumum söndükçe diğerini yakıyorum
mum da yakma diyor annem,
astımın var ertesi gün nefesini alırken zorlanıyorsun
geç yatıyorum bu aralar,
geç yatma yorgun oluyorsun üst üste, diyor annem
gülümsüyorum yüzüne karşı
yorgun değilim anne, diyorum
kızıyor bana içinden
dediğini yapmıyorum diye
ama yorgun değilim cidden
sadece pilim bitmiş
değiştirmek isteyince tükendiğini ellerinde kalmadığını söylüyorlar
ben de bir şey diyemiyorum
pencereyi kapatmak için kalkmaya gücüm yok
odada sessizlik hakim
türkü açıyorum bozulsun diye
Musa Eroğlu'dan
Telli Turnam eşlik ediyor geceme
kafam bir hayli bozuk
bir şeylerin farkına varabiliyorum
inanmak istemediğim şeylere inanıyorum
yıpratıyor beni
toparlanmam geç oluyor
toparlanmadan tekrar dağılıyorum
dedim ya
bir şeylerin farkına varabiliyorum
bu da beni fazla yıpratıyor