25 Temmuz 2017 Salı

geceler

bir şeyler eksilir,
bir şeylerin peşinden

soğuk rüzgar sırtıma vurdukça üşümüşüm
karnımda büyük bir sancı var
terlemeye başlamışım
önümde kağıtlar var,
kimi dolu
kimi boş
kimi yırtık
kimi buruşuk
kimi kayıp.
kalemim de ortalarına fırlatılmış
düşünüyorum,
kendimi
küfrediyorum
ama bunu kağıda dökmek zor oluyor
deşarj oluyorum küfredince
bir bardak kahve, beş bardak çay içmişim düşünürken
çay çok içme diyor annem,
kansızlık yapıyormuş
mumum söndükçe diğerini yakıyorum
mum da yakma diyor annem,
astımın var ertesi gün nefesini alırken zorlanıyorsun
geç yatıyorum bu aralar,
geç yatma yorgun oluyorsun üst üste, diyor annem
gülümsüyorum yüzüne karşı
yorgun değilim anne, diyorum
kızıyor bana içinden
dediğini yapmıyorum diye
ama yorgun değilim cidden
sadece pilim bitmiş
değiştirmek isteyince tükendiğini ellerinde kalmadığını söylüyorlar
ben de bir şey diyemiyorum
pencereyi kapatmak için kalkmaya gücüm yok
odada sessizlik hakim
türkü açıyorum bozulsun diye
Musa Eroğlu'dan
Telli Turnam eşlik ediyor geceme
kafam bir hayli bozuk
bir şeylerin farkına varabiliyorum
inanmak istemediğim şeylere inanıyorum
yıpratıyor beni
toparlanmam geç oluyor
toparlanmadan tekrar dağılıyorum
dedim ya
bir şeylerin farkına varabiliyorum
bu da beni fazla yıpratıyor

23 Temmuz 2017 Pazar

tütünsüz geçiyor gecelerim

oturuyorum bir akşam vakti,
sıkıntılıyım biraz ama geçecek, biliyorum
telefonuma not ettiğim yazılara giriyorum sebepsizce
bazıları aniden gelen yazma isteği
bazıları nefret, mutluluk veya hüzün ile yazılmış yazılar
diğerleri ise kulağıma asılı kalan birkaç cümle
mesela bir tanesi takılıyor gözüme
birkaç gün önce annemin izlediği bir filmden duymuş olmalıyım
şöyle yazıyor,
çok sevince karşındakini, onun seni sevmesine gerek kalmıyor.
sonra siliyorum notları
diğerlerine bile bakmıyorum
kafam o denli bozuk
en sevdiğim türküleri açıyorum, kulaklığımı takıyorum
ağlayacağım ya illa
adabına göre ağlayayım istiyorum
dolabı kurcalıyorum belki bir miktar alkole rastlarım diye
ama sodadan başka bir şey göremiyorum
sonra tuvalete giriyorum aynadan izliyorum kendimi
dudaklarımı ısırmışım kızarmış
gözlerim dolmuş hafiften ama
en çok da kızarmış dudaklarımı izliyorum
bir şeyler anlatmaya çalışıyor gibi
söylediklerini tam kavrayamıyorum
çenem sıkmaktan ağrı yapmış
yutkunurken boğazım acıyor
güçsüz olduğumu bir kez daha kendi kendime hatırlatıyorum
elimi yüzümü yıkıyorum
sonra yine bakıyorum kendime
göğüs kafesim yine bir haltlar yiyor
nefes alırken tıkanıyorum
bacağım titriyor istemsizce
birisi titreyen bacaklarımı durdursun istiyorum
birisi içimde atıyor olduğum çığlıklara engel olsun istiyorum
birisi de çıkıp sen haksızsın desin
yanılmışım diyeyim
iyi ki yanılmışım diyeyim
kendime kızayım
ama lütfen birisi artık gelsin
ve bana haksızsın desin

20 Temmuz 2017 Perşembe

ellerin elime değdiği zaman

Sevcan Orhan dinliyorum akşam vakti,
balkonda yalnızım
akşam olur karanlığa kalırsın diyor Sevcan abla
gülüyorum
hayatında her duyguyu tadıyor insan
bunu düşünüyorum oturduğum yerden
dışarıda çocukların cıvıltılı sesi düşüncelerime dalıyor arada
onlara bakıp gülümsüyorum
sonra devam ediyorum düşünmeye
çok dinine bağlı bir insan değilimdir 
ama insana kaldırılmayacak yük verilmiyormuş
bunu bilir bunu söylerim
bir haftada beni büyüten şeyler oldu
boğazımda bıraktığım çok kelime var
yutkunuyorum sürekli
ne ilerlemeye halim var
ne de geriye dönüp bakmaya
oturmuşum sandalyeme 
çekmişim dizlerimi kendime 
dışarıyı izliyorum
gökyüzüne gözlerimle bir şeyler anlatıyorum
ağaçların dalları sallanıyor 
yapraklar birbirleri ile sevişiyor
ve ben kendime kızıyorum
hatalı mıyım bilmiyorum,
hatanın kendisi benim belki de
çevreme var zararım
bir de sevdiğime
dizlerimi çekmişim kendime
düşünüyorum
geçenlerde
sabahın ilk vakitleri konuşurken dostumla
dost kelimesini bile az gördüğüm insanla,
ağladım
çok ağlamışım
sarıldım ona
kimseye sarılmayı sevmem ben
ama ona sarılınca kendimi iyi hissettim
hafiflemiş gibiydim, içtiğim sigara altıyı geçmedi
güldürmeye çalıştı
birkaç anı anlattı kafamı dağıtmak için
sevdiği çocuğa seni seviyorum demiş pervasızca
güldüm
en azından birimiz dik duralım dedim
sırtımı sıvazladı
ayağa kaldırdı
hatırlayınca o anları gülümsedim
sonra yüzüme değip gıdıklayan saç tutamını
kulağımın arkasına sıkıştırdım
dizlerimi kendime çekmişim,
sevdiğim adamı düşünüyorum
ne güzelmiş söylemesi 
akşam üstü,
güzel bir türkü eşliğinde
sevdiğini düşlemesi

19 Temmuz 2017 Çarşamba

şimdi kendimden epeyce uzaktayım

yanık türküler eşliğinde 
boğazımda bir duble sen
bir duble yalnızlık vardı

aklımda solgun hallerin
bir köşede sen
seninle yapacak çok şeyimiz vardı
verdiğimiz çok söz
sen gitmeseydin eğer

sen gidince çok şey değişti
ilk zamanlar gibi değilim
artık saçlarımı örgü yapmıyorum
korku var içimde
sessizden bir tedirginlik
dışarıda soğuk havaya karşı içiyorum
göğüs kafesimde biri var sıkıyor tüm organlarımı
ölüyor gibi oluyorum
ama ölmüyorum

aklımda solgun hallerin
bir köşede sen
seninle yapacak çok şeyimiz vardı
suskun kalacaktık saatlerce 
birbirimize bakacaktık

sen gidince çok şey değişti
ilk zamanlar gibi değilim
konuşamıyorum kimseyle
sen varsın hep aklımda
gittiğin için içiyorum
ama bir halta yaramıyor
acı çekiyorum gözlerimi ne zaman kapatsam
sen beliriyorsun gülümseyerek
sensiz olan tüm zamana küfrediyorum

aklımda solgun hallerin
bir köşede sen
seninle yapacak çok şeyimiz vardı
bir binanın tepesine oturup
karanlıkta izleyecektik İstanbul'u

sonra dertleşecektik
ağlayacaktık gözlerimizi buluşturup
bira içecektik manzaraya rakip olup
ben göğsüne yaslanıp kokunu içime çekecektim
sen belimi kavrayacaktın
saçlarınla oynayacaktım ufaktan
sonra uykumuz gelecekti 
ve ben koluna sarılıp gözyaşı dökecektim
ne olursa olsun beni bırakma diyecektim
seni kaybetme korkusu ile dilime dolanacaktı kelimeler
suskunlaşıp seni izleyecektim
gece böyle geçecekti
sonra bana bakıp tebessüm edecektin
asla bırakmayacağım diyecektin
ve ben mutluluğa şişe kaldırıp dudaklarınla buluşacaktım

18 Temmuz 2017 Salı

son verilen umutlar

kafamın güzelliğini boşver o senin güzelliğin,

saat gece dört buçuk
kendimden uzaktayım
gece var bir de müziğim
yalnızım olabildiğince
olabildiğince dipteyim
duygu değişimi yaşıyorum bu aralar
ne hissettiğimi ne yaptığımı bilmez gibiyim
nedeni yok 
sadece bu hayata karşı kendimi
fazlalık gibi hissediyorum
durup dururken ağlıyorum
buna son vermem gerek
ama elimde değil
kahkaha atılan ortamlarda bile
derin düşüncelere dalmış oturuyorum
sevimsiz hayatta fazlalığım
bir adım atsam bin kez geri geliyorum

1 Temmuz 2017 Cumartesi

faydasız

mahalle tenha, sokak lambası bize küs

kısık gözlerim
titreyen ellerim
olay var bir takım
sen karşı taraftasın, ulaşmak mümkün
bir bıçak yarası gerek ulaşmak için
dert değil, şansım varsa yaşarım
ilk kanayan dudağım, sonra burnum
baş dönmesi ve biraz ter kokusu
karşımda sen
bakışların firar
ellerim tutsak, göstermiyorlar sana
sen karşı taraftasın, ulaşmak mümkün
bakışların anlamsız
seni anlamak imkansız
acı çektiren aldığım darbeler değil
hızlı adımlarla gidiyor olman
kollarım uyuşuk
bacaklarım beni taşıyamayacak kadar güçsüz
sen karşıda yoksun, ulaşmak imkansız
yokluğun ağırlık
soğuk rüzgar ile baş başa bırakılıyorum
arabanın egzozu siniyor üstüme
toz, toprak, kan
yatıyorum
karşımda gökyüzü
karşımda senin yüzün
gözlerin parlak, gülüşün sarhoş ediyor insanı
başımı döndürüyor
saçların hareketleniyor rüzgarda
burnuma kokun dökülüyor
gözümü kapatmak istemiyorum
istemsizce kararıyor görüntün
ıssız sokakta yatıyorum
kan var bolca
sokağın kapıları kilitli
kilit sende
sen yoksun
ben de çok durmam buralarda