15 Haziran 2017 Perşembe

soğuk hava işleyecek kalbimize

son baharın uçlarında,

yaprakların hışırtısından mı
yoksa pencereden giren soğuktan mı bilmiyorum
haziran vakti çok üşüyorum
tenim soğuğu çekiyor
saçlarımın uçları kırık
beklemekten yorulmuşlar
bir de yerde sazım var
telleri bükülmüş umutsuzluktan
hiçbir şey eskisi gibi değil
olmayacak da biliyorum
kafamda bir tek sen varsın
yaşadıklarımız silinmiyor aklımdan
dudaklarının dudaklarıma değdiği an
inan hiç silinmiyor hafızamdan
hiçbir şey eskisi gibi değil
olmayacak da biliyorum
ellerim senindi
gözlerim de, sevgim de
ben gönlümü sana verdim
bazen güneşin sıcaklığı kadar ısıttın
bazen bir ayazda kalırmış gibi üşüttün
haziran vakti, çok üşüyorum
yorgunum

sen yoksun

ellerim tütün kokuyor
üstümde sadece sutyenim var
pencerenin kenarına oturmuş
sessizliği izliyorum
saat sabahın beşi
hava ölü gibi
kafamda düşüncelerim var
ceset gibi ağırlar
yine örmüşüm saçlarımı, etrafımda peçeteler
kaşım gözüm ağlamaktan kızarmış
yanımda değilsin, mesafeler var aramızda
deli gibi özlüyorum
tartışmalarımızı bile
o çok sarhoş olduğumuz zamanları
ağlamaktan harabeye döndüğümüz günleri
deli gibi özlüyorum
normalde sarılmayı pek sevmem
fakat sana sarılınca yüküm hafifliyor
ve kokunun burnuma doluşmasını
üstüme sinmesini seviyorum
dizime uzanırdın ara sıra
saçlarını ve yanaklarını okşardım
avuç içlerimi öperdin
seni izlemekten hiç usanmazdım
her bakışımda farklı bir güzel gelirdin
seninle elimizde biralarla
gecenin bir yarısı koşa koşa eğlendiğimiz zamanı hatırlıyorum
bir de yüzünden silinmeyen gülüşünü
çok güzel gülüyorsun
bunu sana ne zaman söylesem terslerdin beni
ah bir de benim gözümden görsen kendini
sen her güldüğünde yeniden doğuyor gibi hissediyorum
fakat yoksun şuan
sen gittiğinden beri sokak köpeklerine anlatıyorum derdimi
sigaramı çakmak ile değil kibritle yakıyorum
kitabımda kaldığım sayfanın kenarını katlamıyorum
artık her defasında yeniden başlıyorum okumaya